ANGELA’NIN İNTİKAMI
Alberto:Seni seviyorum,Angela.İyi uykular…
Angela:Alber,konuşmamız lazım.
Alberto:Ne konuşacağız ?
Angela:İlişkimizi konuşmamız lazım değil mi?
Alberto:Niye sürekli ilişki üzerine konuşmak istiyorsun,birlikteyiz,iyiyiz, daha ne,kendi kendine sorun çıkarıyorsun.
Angela:Ben memnun değilim…Konuşarak halledebiliriz belki
Alberto:Uyuyalım artık , hadi!!
Angela:Gece olmuyor,gündüz olmuyor …Ayrılmak istiyorum o zaman…
Alberto:Sabah ayrılırsın,şimdi uyuyalım.
Angela yataktan çıkıp karşıdaki kanepeye uzandı, üşüdü, düşündü ve ağladı. Blöf değildi bu.Alberto birkaç kere oflayıp pofladıktan sonra arkasını dönüp uyumuştu. Madem ki bu kadar yalnızdı,bu ilişkinin ağırlığını kaldırmayacaktı.Sabahın ilk ışıklarıyla Alberto’nun evinden ve Alberto’dan ayrıldı.
… Angela avına atılmaya hazırlanan bir kaplana benziyordu.Alberto’dan iki ay önce ayrılmış,fakat bir türlü istediği konuşmayı yapamamıştı. Alberto’nun ofisine yüz metre kadar mesafedeki otobüs durağında pusu kurmuş, konuşmasını planlıyor, bir taraftan da pardösüsünün cebindeki tabancanın kabzasını okşuyordu.
Renzo durağı bugün kalabalıktı, elini usulca cebinden çıkarıp koltuğunun altındaki gazeteyi açtı, çevreye bakındı. Üç erkek tarafından gözlendiğini fark etti, kara gözlüklerini hafifçe burnuna indirip her birine uzun uzun baktı. Son erkek de alt edildikten sonra yüksek sesle öksürerek oturdu. Bir sigara yaktı,bu sırada Marina da geldi.
Angela:’’Tam zamanında. Dört kurşun dört erkek ne dersin?’’ dedi. Marina Angela’nın dehşet saçan gözlerine baktı, saçlarındaki polen yumağını şefkatle alıp havaya uçurdu. Elini Angela’nın omzuna koyup ‘’Bir kurşun üç darbe’ dedi. İkisi de aniden kalktı. Üç kötü adama teker teker sağ ve soldan omuz vurarak durağı terk ettiler. Angela Marina’nın koluna girdi. Santa Maria caddesinde yürümeye başladılar. Alberto’nun ofisine yaklaştıkça Angela’nın sigaraları da sıklaşıyordu. Marina ‘sokakta içen kadın iyidir, sırf bundan bu mereti bırakmak zor’ dedi. Angela öksürdü, ‘sağlığa zarar akıllara yarar’ dediyse de kısılmış sesini tam duyamayan Marina dostuna güvenle gülümsedi.
Pino pasajının önünde durdular,Angela Marina’ya bir an çaresizce baktı, Marina ‘dostum’ dedi, ağzına bir sakız attı, Angela da istedi, hemen ona da verdi, tekrar ‘dostum’ dedi, ‘bugün söylenmemiş söz kalmayacak.’ Angela gülümsedi, kararlı adımlarla pasaja girdi.İkinci kata çıktı,Alberto’nun ofisinin kapısını hiddetle açtı. Alberto masanın arkasında iyice küçülmüş,kocaman gözlerle Angela’ya bakıyordu.Angela masanın yanına kadar ağır ağır yürüdü,bir elini masaya koyup diğerini cebine soktu, Alberto’nun gözlerine gözlerini hiç kırpmadan baktı ve delice gülümseyerek ‘Alber, konuşmamız lazım’ dedi. Alberto ayağa kalktı,ellerini ceplerine sokup boynunu kısarak ‘ne konuşacağız ki’ dedi. Angela ateşler saçan gözleriyle Alberto’nun üstüne yürüdü,onu omuzlarından tutup sandalyesine itti, tabancasını Alberto’nun şakağına dayayıp ‘Eğer beni dinlersen canın acımaz’ dedi. Alberto bembeyaz olmuştu, ne diyeceğini bilemiyordu, hiçbir zaman ilişki üzerine konuşmak istememişti, bunu uzun uzadıya da düşünmemişti, o zamanlar birliktelerdi, birbirlerini seviyorlardı bu da yeterdi, iki ay kadar önce de ayrılmışlardı, üstelik bunu Angela istemişti,bir gece Angela’yı çağırdığında o eve bir daha gelmem deyip telefonu suratına kapatmıştı.Alberto ‘anlamıyorum, şimdi ne konuşmak istiyorsun’ diye homurdandı. Angela Alberto’nun şakağındaki tabancanın namlusunu hiddetle itti, masaya yaslandı , derin bir ah çekti ve anlatmaya başladı.