Anasayfa İletişim
24.02.2008

Bedenimdeki İzler

-Ölmüş mü?

-Evet.

Mora boyanmış bedeniyle gömdük onu. Güle güle babaanne. Oğlunun bacağını kırmasıyla veda ettin. Bu ölümü bekler miydin?

Birçok kadının her gün maruz kaldığı bir durum. İlk dayak yiyişimi hatırlıyorum şimdi. Gözler keskin, gözler sert, gözler sevgi de bakardı. Gözler sertleşti. Başımdaki feci ağrıyı hisseder gibi oluyorum. Dayak yerken altına yaptığını sanabilirsin. Haz duyarsın bir yandan, uygulayan rahatlıyor ve sen rahatlatıyorsun onu. Pencereden sahne perdemi çekip aya bakıyorum, belki beni kurtarır umuduyla. Sen de bunları yaşadın mı babaanne?

Annem sesleniyor şimdi. Nasıl anlatmıştı cezaevindeki tacizi ve rahatsızlandı bir gün anneciğim, polislerin taciziyle ilgili bir programı izlerken. O da telefon açsa mıydı? Açamadı. Gözlerini hastanede açtı. Haykıramadı yaşadıklarını.

Küçüğüm şimdi. Küçücüğüm. Ellerini vajinamın üzerinde hissediyorum benden biraz daha büyük akrabamın. Vücudumu mu tanıyor ya da bu bir taciz mi? Bu ne? Yıllarım bunu anlamaya çalışmakla geçti. Ben küçük bir kadın mıydım, ben neydim?

Ahhh! Tekrar üzerime darbeler gelmeye başladı. Ne mi yapmışım? Eve biraz geç gelmişim. Başıma kötü bir şey şimdi geliyor. Dışardan değil içerden. Korkuyorum.

Aynamın karşısındayım şimdi. Vücuduma bakmaktan korkuyorum. Sevgilimin dokunmasına izin vermediğim, korktuğum vücudum. Bacak aramdaki zarı düşünüyorum şehrin sokaklarında her yürüyüşümde, otobüste her tacize uğradığımda. Aynada ben. Ben bir ayna. Bana bir karanfil uzatıyor sevgilim. Sana dokunamadığım andaki gözlerimden de kıpkırmızı olsun bana verdiğin karanfil. Gözlerim gözlerinde. Göz altlarıma bir çizgi daha ekleniyor, her sevgisizliğimi hissedişimde. Canım yanıyor. Göz yaşlarım çiğ tanelerinde...

Ağlamıyorum babaanne. Aynı senin ağlamadığın gibi, dedem öldüğünde donuk gözlerle şiddete veda ederken...