Anasayfa İletişim
25.02.2008

1951-Kadın Güzelliği

“Kadının güzelliğe ilgisi bütün bir tarih boyunca devam edegelmiştir. İnce bir ruhun ifadesi olan Güzellik, kadın zevkinin yüksekliğini ispat eden delildir…Genç kız iken çiçek, kadınken şiir ve olgunlaşınca aşk olan varlığile kadın baştan başa bir güzellik sembolüdür.Baharı sinesinden, çiçek kokularını teninden, sevgiyi kalbinden sunan kadın denen varlık bütün mevcudiyetile erkeğin varlığıdır…Mademki Güzellik dünya varlıklarının en üstünüdür ve mademki güzellik sevilen bir şeydir, bayanlar, olduğunuzdan daha güzel olmak yalnız bir hak değil, dinî, içtimaî bir vazifedir.Şu halde sizler olduğunuzdan daha güzel olmalısınız …”

─eveeet… Daha güzel olmalıyız. Çünkü mevcudiyetimizin ve istikbalimizin yegâne temeli budur.Bu temel bizim en kıymetli hazinemizdir! Bizler, yıllarca süren bir araştırma sonucu gördük ki:Kadınların güzelliğe ilgisi bütün bir tarih boyunca süregelmiştir. Bu araştırma MÖ 3000 ila MS 2000 yıllarını kapsamaktadır ve sonuçları tüyler ürpertici derecede güçlü kanıtlar teşkil etmektedir.Bizler genç kızken çiçek (gül, erguvan, karanfil, menekşe…) olarak baharı sinemizden, eşsiz çiçek kokularını tenimizden salgılar, kadınken birer şiir olup nice nice alakasızı şair eder, olgunlaşınca da aşk olur ve ne olduğumuzu hiç şaşırmadan, bu dönüşümü tamamlayıp;bütün mevcudiyetimizle erkeğin varlığı olarak, Güzel ve de güpgüzel olmayı her daim amaç edinir, bunu yalnız bir hak değil dinî, içtimaî bir vazife olduğunu da aklımızdan çıkarmayarak, öldüğümüzde dahi en güzel cesetler olarak hayata veda ederiz.

1952-Kadın Dünyası

“… hiçbir zaman kadın vücutları teşhir ederek, mahdut bir zümrenin hırslarına hizmet ederek kendini sattıracak değildir. Biz kadını, bugüne kadar olduğu gibi, reklam, resim, vitrin malı, ihtiras oyuncağı olarak görüp aşağılamak istemeyiz. Kadın dünya yüzü için, erkekler için en büyük bir nimettir. Bunun kadrini bilmek, onu kazançlarımıza vasıta etmemek, onu modellikten, resimlikten çıkartıp,yalnız vücudiyle kıymetli değil bütün varlığı, zekası ve insanlığı ile kıymetlendirmek isteriz… evet bu hayatın gayesi,sebebi budur. Sevişmek. Yuva kurmak. Bu işte, erkekler, aktif bulunuyor. Erkek cemiyet içinde iyi bir yer sağlamakiçin okuyor, çalışıyor, didiniyor ve evlenebilme vasfını arıyor. Kızın çalışması, okuması, meziyet ve bilgi sahibi olmağa çalışması, daha seçme bir eş tarafından istenilmek içindir. O en çok varlığını kendi alemini süslüyor ve kıymetlendiriyor… Kadınsız bir dünya tasavvur edebilir misiniz? Hayat denilen şey eşle, kadınla kaimdir… Kadın mısınız? O halde mesutsunuz. Çünkü bütün dünya sizin için çalışıyor. Sizi süslemek, sizi giydirmek, sizi daha rahat yaşatmak, sizi güzel göründürmek, sizi hoşlandırmak ve nihayet sizi kendisini beğendirerek kolları arasına almak için. Erkek de mesuttur. Çünkü siz varsınız… ”

─Çok çoook mesuduz.Çünkü varlığımız erkekleri mesut kılıyor.Çünkü bütün dünya bizim için çalışıyor.Bizi giydirmek, süslemek, daha rahat yaşatmak, hoşlandırmak…Çok mesuduz çünkü bizi beğenerek, yuva kurmak ve sevişmek üzre, kolları arasına almak isteyen yegâne erkeğimiz için çalışıyor, okuyor, meziyet ve bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz.Biz bunları sadece daha seçme bir eş tarafından istenilmek için canla başla yapıyoruz.Çok mesuduz.Çünkü erkek cemiyet içinde iyi bir yer sağlamak, yuvasını kurabilmek için çalışıyor didiniyor, çok çok yoruluyor.Bize de, tabii ki ona layık bir eş olmak düşüyor.Çok mesuduz.Çünkü biz kadınlar bu dünya yüzü ve erkekler için en büyük birer nimetiz.Ve en büyük birer nimet olarak yalnız vücudumuzla değil, zekamız ve insanlığımızla da kıymetlendiriliyorken daha ne isteriz?! Daha ne isteriz?Çok mesuduz. Mesuduz, mesuduz….

1963-Genç Kız

“…Her genç kız beğenilmek ister ve bu onun hakkıdır. Ama ne var ki gene her genç kız çevresinin ahlak anlayışına uymak zorundadır. Bunun tersini yaparsa, yani ayıp sayılacak kadar açık ve boyalı gezerse bu onu çevresinin gözünden düşürecektir. Hatta bu aşırılık onun “ahlaksız” sayılmasına yol açacaktır. Bunun için genç kızlarımız, süslenirken çevresinin, ailesinin ölçülerine uymak zorundadırlar ve uymalıdırlar. ”

─Ölçüler…en az vücut ölçülerimiz kadar dikkat etmeliyiz-çevremizin ve ailemizin ölçüleri-!! Evet evet itibardan bahsediyoruz. Ailemizin ve nihayet babamızın arkadaşlarının itibarından…Ve tabii ki anamızın kızı olmamızdan. “Peki nasıl korunacak bu itibar?” sorusuyla telaşa kapılmayıp, derhal izah edelim: “Ahlak anlayışına uyarak ”. Kendi ahlak anlayışımıza değil elbette; çevremizin ahlak anlayışına uyarak. Basit! İstenileni yaparak; daha az gülerek, daha az konuşarak, daha az hareket ederek ve nihayet dikkat çekici giyinmeyip ayıp sayılacak kadar açık ve boyalı gezmeyerek. İşte bu kadar basit! Bir genç kız olarak kendimizi ailemizin itibarı ve haysiyetine adıyor ve yalnız süslenirken değil aldığımız her nefes, attığımız her adımda dahi çevremizin ve ailemizin ölçülerine uymayı bir borç biliyoruz. Yaşasın ölçüler!!

1963-Yuva

“ULU Tanrım, henüz küçük bir kızken senden birçok şeyler dilemiştim: Sarı saçlı bir bebek, kırmızı boyalı bir araba, bir mavi patik, kolları dantelli bir elbise. Bunları birçok defalar bana verdin ve ben her seferinde sevinç duydum. Büyüdükçe ihtiyaçlarım da arttı: Senden bir genç kızın arzulayabileceği şeyleri diledim, elbisemin yakasına takmak için zarif çiçekler, arzularımı yerine getirmek için bol para ve otomobili pırıl pırıl parlayan yakışıklı bir arkadaş. Daha sonraları bir eşim, çocuklarım ve kendi evim olmasını istedim. Sana çok şükürler olsun ki bana hepsini verdin Tanrım…”

1968-Günün Kadını

“Kadın hakkında bu güne kadar bir çok şeyler söylenmiş yazılmıştır… Uygarlığın ilerlemesine ve kadının bir çok haklar elde etmesine rağmen, onun erkekle aynı seviyeye geldiğini, en uygar toplumlar bile kabul edemez. Kadının her yönden erkekle aynı haklara sahip olmasının aile düzeni yönünden sakıncalı olduğunu söyleyenler yanında; kadına verilecek tam serbestinin aşkı öldürmeyeceği ve erkeği daha mutlu kılabileceği kanısında da olanlar vardır. Kadının toplum içinde bazı hakları ve sorumlulukları olduğu muhakkaktır. Onun da toplumun her bölümünde yer ve görevi vardır. Çocuklarının birinci derece sorumlusudur. Fakat bu çetin yolda sonuca varabilmesi için sürekli şekilde erkeğin yardımına ihtiyacı vardır…”