DERGİLERİN KADINI
SORU(N): Kadınların bir dergiden ne beklediği mi, yoksa bir derginin kadınlardan neler neler beklediği mi?
1934-Cumhuriyet Kadını
“Cumhuriyet devrinde yaşayan kadın bir cepheli kadın değildir. Bütün manası ile iş hayatında olduğu kadar eğlenceli cemiyet hayatında da kendisini gösteren kadındır. Fikir kadını olduğu kadar süs kadınıdır. Cumhuriyet kadını fikir mücadelelerine edebiyat hareketlerine spora ve aynı zamanda ev kadınlığına anneliğine ve zevceliğine merbut mükemmel kadındır. İşte bizim mecmuamız Türkiye cumhuriyeti kadınının dertlerini teşhir edecek çarelerini arayacak ve sevinçlerini ifade heyecanlara mecra olacaktır…”
Oldu canım. Bizler mükemmel cumhuriyet kadınları olarak yemek yaparken tuzu kocamızın kolesterolüne göre koyup, soğanın çocuğumuzun isteğine göre doğrarken bir yandan da ‘sanat sanat içindir yoksa toplum için midir?’ sorusuna bir cevap aramaya, çocuğumuzun formasını giydirirken, kocamızın ütülü gömleğinin yerini söyleyerek saçımızın bigudilerini açmayı ve son bigudilere gelirken insanın evrim sürecini değerlendirmeyi, evden çıkarken ütünün fişlini çekmeyi, çayın altını kapatmayı, suları kontrol etmeyi unutmayıp, kapının üst kilidini de kilitlemeyi, asansöre binmeyip merdivenlerden inerken kilomuzu korurken, yüzümüzdeki daimi tebessümle “çocuk da yaparım kariyer de”yi mırıldanarak tam vaktinde işimizde olmayı öğrendik.
1940-Kadın Dünyası
“…Türk kadınına hayatın her sahasında sadık bir yardımcı olmak!.. Bu ;hakikaten çok geniş mevzu içinde ev, aile, çocuk, aşk , izdivaç, his, fikir, moda, süs, temizlik, sıhhat, güzellik, zarafet, cazibe, muaşeret, mektep ve cemiyet hayatı, annelik, çocuk bakımı, ev idaresi, mutfak işleri…Her biri başlı başına bir alem olan mühim meseleler üzerine…Hem bir rehber, hem samimi bir arkadaş gibi hizmet etmek hiç şaşmayan vazifemiz olacaktır…”
İşte bu. Böyle bir rehber ile bizler evini en iyi şekilde çekip çeviren, yuvasına huzur ve şefkat veren fedakar anne, kocasına her gün kendisine yeniden aşık eden çok güzel, cazibeli, narin, hisli, her konuda fikir sahibi, modayı takip eden, temizlikte birinci, sıhhatli, kadınlar olmayı öğrendik.1947-Salon
“Eski salonların en muhteşem süsü olan kadın etekleri gönüller sürükleyen dalgaları ve maceralar fısıldayan feşafeleri ile tarihe karışmış bulunuyor… kadın, eteğini kesmek ile kıyafetinin gözleri ve hayalleri dolduran kısmını feda etti. Ve bu hale uğramış tavusa döndü…Asrımızın kadını saçları kulaklarında ve etekleri diz kapaklarında iyi büyük İskoç askerleri gibi meydana çıkınca esrarengiz cazibesinden belki yarısını kaybetmiştir…”
Belki mi? Kanımızca hepsini kaybetmiştir. Mesela bizler erkeklerin gönüllerini sürüklemek için uzun kabarık etekler giyiyor, uzun saçlarımızı belimize dalgalandırıyor, böylece gönülleri ardımız sıra sürüklerken, halen ısrarla feşafeşli maceraları fısıl fısıl fısıldıyoruz. Aksini düşünmek bizler için namümkünken İskoç askerlerini de kınım kınım kınıyoruz. Lütfen kadınlığımızı bilelim.
1934-Salon
“Hanımlar, saç tuvaletine yalnız cepheden değil, aynı zamanda profilden görünüş cihetinden de ehemmiyet vermelidirler. Çünkü onları hayranlıkla tetkik edenler yalnız cepheden değil aynı zamanda profilden de bakarlar. İşte Kay Francis’in profil yüzü ne temiz ve ne sanatkaranedir. Bu tuvalet yüzün bütün keskin çizgilerini açığa çıkarır. Fakat bu cici saç kesimi uzun burun ve sivri çene için çok insafsızdır. Muntazam ve ahenkli bir profiliniz varsa bu tuvaleti kullanınız!..”
Bizler yalnız cepheden ve profilden değil sağdan, soldan, arkadan görünüş cihetine de pek ehemmiyet vermekteyiz. Lakin bu saç tuvaletinin uzun burun ve sivri çenelerimizi ortaya çıkaracağından çok ürkmekte muntazam ve ahenkli bir profil için estetik düşünmekteyiz.
1949-Dişi Kuş
“Bahar geldi… Kuşlar yuva yapmaya hazırlanıyor. … Aşk, fedakarlık, feragat dalları ile yuvanızı nasıl öreceğinizi, size öğretecektir. Güzel, zarif, görgülü görünmek kendini sevdirmek sırlarını öğretecek evinizin sağlığına, çocuklarınızın sıhhatli olmasına, değerli, tecrübeli kalemlerle hizmet edecektir… Dertlerinizi dinleyerek, müşküllerinize çare arayacak, genç kızlarımızı zamanın kötü cereyanlarından korumak için ahlaki hikayelere kıymet verecektir…Sizin, faziletli Türk kadınının gazetesidir, onu yaşatmaya çalışınız…”
Bir müşkülümüz var: Aşık olduk fakat yuvamızı fedakarlık ve feragat dalları ile öremiyoruz; zira güzellik, zarafet ve görgü kurallarına haiz değiliz. Tren kaçmadan tez elden cevap bekliyoruz. Aksi takdirde zamanın kötü cereyanlarına (farzı mahal feminizm) kapılmak tehlikesi ile karşı karşıyayız.
1940-Kadınlar Alemi
“…Meslekli gazetecilik, o mesleğe ait keşifler, ihtiralarla beraber, umumi bilgiyi de karilerine bildiren neşriyattır. Mevzuumuzu teşkil eden kadın gazetesi de bu mesleki neşriyatın en mühim bir kısmıdır. Şüphesizdir ki, bugünkü medeni telakkilere göre, erkek gazetesi-kadın gazetesi gibi bir tasnife lüzum yoktur. Fakat mes’ele, mesleki bir şekil alınca, kadının hususi vazifeleri, şahsi işleri, ailenin dahili sevk ve idaresi, evin ve çocukların terbiyesi ve nihayet kadınlığa ait giyinme ve güzellik hıfzısıhhası gibi mes’elelein her birisi de başlı başına birer mesele halini alır. İhtisasa ihtiyaç gösterir…Geyinmek, yaşamak, ev düzmek modalarındaki değişiklikteki bu cihetten husule gelmektedir. Medeniyet alemi, bu daimi tahavulat idare etmek için kadınlığa ait mecmualar neşretmeye mecbur olmuştur. Türkiye, içtimai ve ailevi teşkilatına göre Avrupa alemine girmiştir. Avrupa alemi ise, bugünkü medeniyeti ifade eder ki , kültürümüz gibi yaşayışımız da bu aleme merbuttur. Eğer kadınlarımız, İngiliz, Fransız kadınları gibi giyinmez, Avrupa’nın aile modasını takip eylemez, evini tefriş ve onarlın takip ettikleri hüsün hıfzısıhhasına bilerek sarılmaz ise, hem gülünç bir mevkie düşer hem de milli hayatımızda gerilik başlar…”
Söz konusu milli hayatımız olunca bizim için akan sular durur. Medeniyet yolunda üstümüze düşeni elbette yapacağız; İngiliz, Fransız kadınları gibi giyinip Avrupa’nın aile modasını takip eyleyerek, ev düzmek modasındaki daimi değişikliklerin takipçisi olacağız. Her ne kadar kadın erkek dergisi ayrımına lüzum yoksa da bu denli bir mühim mesele mevzu bahis olduğunda bizlere yol gösteren bir kadın dergisine duyduğumuz ihtiyaç kabak gibi ortadadır!
KAYNAKÇA:Kadın Süreli Yayınları Bibliyografyası: 1928-1996, Hanımlar Alemi’nden Roza’ya (Aslı Davaz-Mardin, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı-Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı)