SUSUŞLAR
Bir akşamüstü sıkıntısıdır tenimde ürperişe dönüşen
Anlamını aramaktan yorulmuşumdur hayatın
Susarım bir süre, kısarım gözlerimi ve izlerim uzun uzun bu sarı şehri
Köşe başındaki kahvede sabahtan akşama dek yaşlılar
- belki de şehrin en eski anıtları -
ve bitmeyen memleket meseleleri…
Bir kadın geçiyordur bırakaraktan kokusunu
sabahın bu en erken saatlerinde
izler yaşlı gözler ince topukların sekişini
Dalgın bir susuş olur artık hayat orada
Bir genç kız boğuluyordur loş odalarda
Uzakları özleyen gözlerinde buğu…
Uzun bir susuş olur artık hayat orada
Bilyelerini kaybetmiştir çocuk
Umarsız ve anlamayan gözlerle bakar dünyaya
Ömrünün en saf çağı biter
Küçülür babalar yüreklerde
Acı bir susuş olur artık hayat orada
Sandık kokan bir odada tüketir yaşamını
Kapatır perdeleri oturaklı titizliğiyle küçük burjuva evinde
Aramaz ki oysa çocukları
İsterik bir anında keser tüm dantelleri – uzak gençliğini –
Sonsuz bir susuş olur artık hayat orada
Tekrar ararım hayatın anlamını
Bomboş bakışlarında küçük çocuğun
Kuytumda bilgisiyle acı
Çatlamış elleriyle yaşlı kadın
ya da toprağa bulanmış elleriyle çocuk
Hepsi de belleğimde
Ben üşürken kendi ayazımda
Bir çığlık olur susuşlar artık burada