Anasayfa İletişim
03.03.2008

8 Mart Ertesi

Shakespeare ne demiş? “Hayat bir oyun sahnesidir, kadın erkek bütün insanlar da sadece oyunculardır”. Minör devlet ailede cinsler arasında rol dağılımları var. Mesela elini veren kadın, eli tutan erkektir. Sesini yükseltmeden sinsice tartışmaya zemin hazırlayan erkek, politik olmadığından tartışmada sesini yükselttiği için kavga severlikle suçlanan kadındır. Narin, kırılgan, hırssız ve uslu olan da kadındır, korunmaya muhtaç olan da. Bu yüzden kadın çiçektir, kastedilen çiçek de gül mesela. Elbette gonca olanı. Açılmamış... İşte erkelere jest olarak ezberletilen çiçek alma geleneğinin zihnimde uyandırdıkları. 8 Mart sabahı, ilk çıktığı günlerdeki yeni sol bakışını, üniversite mezunu insanlara popüler kültürü pazarlamakla değiştiren bir gazetede, “Alandaki Kadınlar Çiçek İstediler” başlığını gördüm. Ayrıca “ Kadınlara Erkekler de Destek Verdi”, “ Erkekler Ön Safları Kadınlara Bırakarak Arka Saflarda Durdular” cümlelerini de. Bu cümleleri nasıl okumalıyız?

Şöyle okunabilir; “Bari bir gün yalnızca kadınlar olarak yürüyelim, kendi sözümüzü söyleyelim” cümlesini anlamayan erkekler yine oradaydı. Ya da “Erkekler de kadınlara müdahale etmeden destek verdi. Bu, gündelik hayat dışında devlet tutumuna, meclise, yasalara yansıyacak. Kadınların mücadelesi olumlu sonuçlar verecek” diye okunabilir.

Bunu bir erkeğin yazmış olduğunu düşünmek kadın bakış açısı mı? Yoksa ben mi abartıyorum? Aynı gün, aynı gazetede çizilen karikatürde erkek, elinde sopa tutarken kadın da oklava tutuyor. “Neyim eksik? Sen yaparsan ben de yaparım” diyor kadın. E güzel ama, bizim derdimiz zaten kadının elinden oklavayı atması ya da kadına oklavanın yakıştırılmaması. Köşe yazarı bir kadın arkadaşın -çin çin- yazdıkları beyinde başka bir merkezi uyarıyor. Bu yazar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü gereksiz ve kapitalizm yüzünden ortaya çıkmış bir gün diye görüyormuş. 9 Mart eşcinseller, 10 Mart aseksüeller günü diye bir espri başlatıyor, sonra da ucunu kaçırıyor. Bugünlerin oluşmasını zorlama olarak niteliyor. 9 Mart sarışın kadınlar günü, 10 Mart doğal sarışın, 11 Mart boyalı sarışınlar günü olsun diye gidiyor. Kalın belli, sarkık göğüslü, - ki bedene yönelik kurulan bu cümleler, kapitalizm yüzünden kuruluyor! Erkeklerin eskiyen vücutlarından neden bahsedilmiyor?- kocasını en yakın kız arkadaşına kaptırmış kadınlar anlatılıyor yazıda.

Töre cinayetlerinin sık sık vuku bulduğu bu yıl, bugünün bize kapitalizmin dayattığı bir gün olmadığını göstermiyor mu? Feminizm, yaşamı özgürlük konusunda umut vadeden bir yaşam haline dönüştüren bir ‘izm’ bana göre. Yılda bir gün TV programlarında kadın konusunun konuşulması,- diğer günlerden ayrı olara, üçüncü sayfa haberi ya da arka kapak güzeli olmadan- çeşitli şehirlerde alanları kadınların doldurması, herhalde tüm kadınlara da umut veriyordur. 8 Mart, insanlık tarihinden beri (Adem’in kaburgasını düşünüp kölelik hareketi ya da oy hakkı mücadelesi gibi kadın kurtuluş hareketinin milatları yerine insanlık tarihi demeyi seçtim) insan yerine konmayan bir cinsin, hak peşinde koştuğunu medyada duyurduğu bir gün. Biz kadınların, erkekler olmadan da eylem düzenleyebileceğini göstermek bile güzel. Erkekler de 8 Mart’ta çiçek almak yerine, bu kadar kadın neden sokakta diye düşünseler iyi olacak.