Anasayfa İletişim
24.02.2008

Kadınları Bulmak

Kadınlar buluşunca ya da kadınlık durumları üst üste konunca ortaya çıkacak öfke, heyecan ve enerjiden devrim çıkar mı ya da devrim bir ömür sürer devirmek bir dakika mı soruları tartışıladururken biz, kadınları yerde, gökte, bilmediğimiz illerde, dinlerde ve dillerde aramaya koyulalım derim. Gücümüze, yeteneklerimize ve farklılıklarımıza inancımızı çoğaltacak bu arayış, resmi tarihi alaşağı etmede ve tarihin makus kaderini değiştirmede işimize yarayacaktır. Geçmiş yüzyıllarda dünyayı gezmek için, bilim yapmak için, yazı yazmak için, çalışmak için, evlenmemek için, evden çıkmak için erkek kılığına girmiş hemcinslerimizin hikayelerini başka bir yazının konusu olarak saklı tutuyorum ve bu yüzyıla belki de kadınların en görünür olduğu çağda, körlükte diretenlerin yüzyılına bakalım diyorum. İnsan hakları belki de hiç olmadığı kadar dillendirilmişken, liberal özgürlük anlayışı hakim anlayış olarak saltanatını sürdürürken, kadınlık durumundaki değişim her çağda olduğu gibi şiddetli ve şiddetle bir direnişle karşılanıyor. Uluslar arası metinlerde en zor değişen maddeler kadınla ilgili olanlar oluyor. İnsan hakları söyleminin evrenselliğine giderek daha sıcak bakan ulus devletler kadın hakları söz konusu olduğunda çekince koymakta tereddüt etmiyor. Bakınız Cedaw Antlaşması’na (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Antlaşması) konan çekinceler listesi. “Bütün insan hakları sözleşmeleri arasında Cedaw, en fazla çekince konmuş belgedir ve bu bir rastlantı değildir. Ayrıca çekince koyan devletler sadece İslami Şeriat’a aykırı olduğu düşüncesiyle Doğulu devletler değil, Brezilya’dan Kanada’ya, Tayland’a ve Türkiye’ye kadar çeşitli coğrafyalardan devletlerdir.”

Her türlü iktidar, içinde demokratik söylemler barındırsın barındırmasın, kadınları ve hakları, istediği yerden görüyor, ihtiyaçlarına göre şekillendiriyor. AB’ye girmek isteyen Türkiye TCK ‘da değişiklik yapıyor, dünyaya Afganistan’ı modernleştirdim diyen Amerika, bikinili Afgan kadın fotoğraflarını gözümüze sokuyor. Fakat bu arada hem Türkiye’de hem Afganistan’da ya da dünyanın başka bir ucunda, kadınların gerek hak mücadeleleri gerek kurtuluş ve özgürleşme mücadeleleri yokmuş gibi davranılıyor. En etkin iletişim araçları, objektifi yumruklarımıza değil, göğüslerimize çeviriyor.

İşte tam bu noktada objektifin yönünü değiştirmek ve sunulmuş, öğretilmiş ve paketlenmiş tüm kadın modellerini tarihin çöplüğüne atarak yolumuza devam etmek için Afganistan’a bakıyorum. Kadınları görmek ve onlarla buluşmak için iktidarları ve icraatlarını bir kenara bırakıyorum. Afgan kadınları arıyorum ve Rawa’yla tanışıyorum. Rawa: Afganistan Kadınlarının Devrimci Birliği, 1977 yılında Kabul’da kurulan, Afgan kadınının politik ve sosyal özgürlüğü, insan hakları ve sosyal adalet için kökten dinciliğe karşı mücadele eden bir kadın örgütü. Heyecanlanıyorum. Tıpkı dünya sosyal forumunda kadın örgütlerinin çokluğuna ve etkinliğine heyecanlandığım gibi. Durmuyorum, yürüyorum. Bu sefer Afrika’yla ilgili bir haber ilişiyor gözüme, gözüm gönlüm açılıyor; “Afrika ülkelerinden Swaziland'da bir grup kadın söz verdiği halde "siyasi reformları" gerçekleştirmeyen Kral Mswati'yi çıplak popolarını göstererek protesto ettiler. Kadınlar, daha çok taleplerini dile getirirken, bu ülkede, kadının çıplak bedenini teşhir etmesi en büyük hakaret olarak kabul ediliyor.” Gülüyorum, ama utanmadan sıkılmadan, Kralın yüz ifadesini düşünüp gülüyorum. Durmuyorum, yürüyorum, ve Arap Kadınlarını buluyorum. Arap Kadınları Dayanışma Birliği (AWSA) 1982'de Mısır'da kurulmuş. Arap toplumunun özgürleşmesinin Arap kadınlarının özgürleşmesinden ayrı bir konu olmadığını iddia etmekte ve kadınların toplumsal yaşamın her alanına katılımı için mücadele etmekteymiş. AWSA’dan kadınların deneyimlerini merak ediyorum, sorulacak onlarca soru geliyor aklıma. Working Women’s Forum’a rastlıyorum. Hindistan’da binlerce yoksul kadının içinde bulunduğu kitlesel bir hareket olduğunu öğreniyorum. Avrupa Kadın Lobisi’ne (The Europen Women’s Lobby), Göçmen Kadınlar Organizasyonu’na rastlıyorum. Sadece kadın kitapları basan yayınevlerine, kadın radyolarına, kadın internet sitelerine, dayanışma ağlarına ve nicelerine rastlıyorum. Her biri, üzerinde ayrı ayrı düşünülmesi, konuşulması gereken kadın grupları olarak bize yüzlerce deneyim, tartışma, eylemlilik , umut ve güç aktarıyorlar. Birbirlerinden kilometrelerce uzak, dillerce, dinlerce, renklerce ve hatta statülerce farklı bu kadınlar yazık bir tarihe ve kadınsız bir siyasete başkaldırıyorlar. Bu kadınlar, gören için, kadınlar buluşunca ne olur sorusuna yanıt oluyorlar!!!

BAŞAK TUĞSAVUL 1.Fatmagül Berktay, Kadınların İnsan Hakları; İnsan Hakları Hukukunda Yeni Bir Açılım

2.www.kazete.com.tr

3.Kadın Örgütleriyle ilgili bilgi taraması www.ucansupurge.org’dan yapılmıştır.