TACİZ Mİ PARANOYA MI?
Bir yaz günü; askılı bluzum ve açık saçık, tacize müsait kişiliğimle... İşte v.s., v.s. Dolmuşun sağ arka koltuğunda, açık camın rüzgarında, keyifle gömülmüş kitabımı okurken gözüm adamın şeyine gidiyor. Aman tanrım, kitabımdan kafamı kaldırıp adamın şeysine bakıyorum. Cinsel sorunlarım mı var acaba. Takıntılı, bozuk psikolojili bir kadın mı oluyorum. Kitaba gömülmeye çalışıyorum. Ama hayır adam şeysiyle oynuyor galiba! Yok canım çok saçma. Gerçekten takıntılı oldum. Minibüsün ortasında, yapamaz herhalde böyle bir şeyi. Ama yapıyor işte, penisi ile oynuyor ve ereksiyon bile oldu gördüğüm kadarıyla. Ne yapabilirim ki, mide bulantımı geçirmek için yanından kalkmak istiyorum. Savaşamam ya adamla. Konuşup anlatamam, küfür edip bağıramam. Ama ben oradan kaçmak istedikçe üzerime geliyor sanki herif. Tam kalkarken - istemezdim ama önünden geçmek zorundayım- bacağını benim bacaklarım arasına sokuyor. Bre adam sinirlenmişim işte, kızmışım ki kalkıyorum yanından, ne cüretle yapabiliyorsun bunu. O an bir şey yapmalıyım işte. Ama ne? Sözün geçerliliğinin olmadığı yerlerden burası. Arkamı dönüp yumruğu basıyorum kafasına. Sonra, istediği yapılmamış kızgın bir çocuk gibi yumruk üstüne yumruk. “Ne yapıyorsun ya...” diyor adam. Konuşabiliyor hala. Nasıl anlatacağım şimdi minibüsün ortasında. Sen önce penisinle oynadın, sonra bacağını... Çok anlamsız bir konuşma olur değil mi. “Sen ne olduğunu biliyorsun” dedim. “Ne yaptım ki ben” dedi. Dedi, dedi.Diyebildi. Sonra minibüs şoförü ayakta duran bana “İneceksiniz herhalde bayan” diyebildi. Ben de “Hayır, inmesi gereken ben değilim” diyebildim.
Saat 15:00 civarı. Bakırköy. Buraya otobüsle geldim. Arkadaşla kazak bakacağız. Birazdan o da gelir.
Otobüse Fındıkzade durağından bindim. Ben bindiğimde artık oturacak yer kalmamıştı. En arkaya dek ilerledim. Arka kapının önünde dikiliyorum, gerisi de geliyor ardım sıra bir iki durak sonra en arkada oturan dörtlüden en köşedeki kalktı, ben de oraya yöneldim. Ve o indi ben oturdum. Benimle eş zamanlı bir adamda hamle yaptı ve yandakilerin kayması sonucu o da benim yanıma sığabildi. Kulağımda kulaklık vardı-radyo dinliyordum ama adamın otururken ki oflamalarını duyabildim. Elinde bir büyükçe poşet ya da uzun bir kart-zarf-torba tarzı bir şey vardı(Bakmadım) ama yerleştirmekten yada taşımakta zorlandığını düşündüğümü hatırlıyorum. Bende olabildiğince derli toplu oturuyorum tabii, rahat sığışalım diye. Poşetin bir ucu bacağımın üzerinde. Ben en sağda köşeyim. Poşet sol bacağımın üzerine geliyor. Dönüp ne adama ne poşete bakıyorum. Bence sorun yok, ne olur poşetti-çantaydı; otobüs halleri bunlar derim hep. Ama 24 yaşında bir kadın olarak yaşadığım muhtelif ve sayısız anekdot neticesi hep bir açık kapı-kapılar var tacize yönelik ya ; paranoyak durumuna düşmemek için kendimi telkin ediyorum.
Poşet kımıldıyor. Kımıldayabilir. Hareket eden bir otobüsteyiz-sallantılı-kimse pür hareketsiz duramaz. Poşette hareketsiz duramayan bir adamın uzantısı. Kaldı ki, benim bacağımda hareketsiz değil. Poşet hareket etmeye devam ediyor. Aldırmıyorum. Nice telkinler sonucu, camdan dışarı bakıyor ve radyo dinliyorum. Sonra sonra (Poşet hareket ediyor) poşet ısınmaya başladı. Poşet ısınıp hareket etmeye başladı ve ben yüzümde öfke ama daha çok hayret sanırım adama doğru dönerken kulaklıklarımı çıkarıyorum ve adamla göz gözeyiz. Adam poşetin altındaki ve bacağımın üzerindeki (okşayanda denebilir) elini çekiyor. Poşeti kucağına bağrına iki kolu ile bastırıyor ve yüzünde bir acizlik, bir kurbanlık ifadesi kaşlarını kaldırıyor ”Ne yapabilirdim?” der gibi.
Ve kalkıp hemen o durakta iniyor.
Bu anlattıklarım 2 olmadı 3 durak arası olup bitiyor. Kimse, o tıklım tıklım otobüsteki kimse bir şey fark etmiyor. Ben kafamda yeni bitirdiğim “Tecavüz erkeklerin sorunudur” kitabı, bu tacize maruz kalıyor, o otobüsle Bakırköy’e kadar geliyorum. Hayır hiçbir şey bitmiyor. Devam diyor. Devam ediyor…