Anasayfa İletişim
23.02.2008

İlkler

İlk Bikini: Bugün bile bir çok erkeğin gözdesi olan(!) bikini- mayo ilk kez 5 haziran 1946 tarihinde, Paris’te yapılan bir moda gösterisi sırasında modaseverlerin önünde sergilendi. Mayonun tasarımı, Fransız Louis Reard’a aitti. İlk kez sergileyen(!) ise Micheline Bernardi oldu. Bikinin dünyaya lanse edilmesi, Amerikalıların Pasifik’teki Bikini Atolü’nde bir atom denemesi yapmalarından dört gün sonrasına rastlamıştı. Bu nedenle Bay Reard, yeni biçimlendirdiği mayoya “ çarpıcı” anlamında bikini adını verdi. İlk yapılan bikini pamuklu bir kumaştandı ve üzerinde gazete deseni vardı. Bu gazete deseninde resmi olan Bayan Bernardi öylesine büyük bir üne kavuştu ki; çok kısa bir dönemde 50 bin hayranı Bernardi’ye mektup yazdı.

İlk Doğum Kontrol Hapı: ABD’nin Massachussetts eyaletinde, Shrewbury kentinde biyolojik araştırmalar yapan Worcester Vakfı hesabına çalışan Dr. Gregory Pincus tarafından geliştirildi. Dr. Pincus, 1950 yılında aile planlamasına ilişkin çalışmalar yapmak üzere vakfa davet edilmişti. Amacı , “zararsız, kesinlikle güvenilebilir, basit, pratik, uygulaması kolay ve hem karı(!), hem de koca tarafından fiziksel doyumu engellemeyen bir koruyucu” bulmaktı. Pincus ve yardımcısı Dr. John Rock, ağız yoluyla alınabilecek böyle bir ilacı insanlığın hizmetine sunabilmek için tam beş yıl olağanüstü çalıştılar. Söz konusu ilaç için yola çıktıkları ana maddeler progestin ve östrojendi. İlk klinik deneyler 1954 yılında yapıldı. Dr. Pincus’un mucize hapıyla ilgili ilk geniş çaplı deneme ise 1956 yılında Puerto Rico’da, San Juan kentinde yapıldı. Bu denemeye 1308 kadın gönüllü olarak katıldı. Bunlardan 811 tanesinde Conovid adı verilen haptan, 497 kişiye de daha sonra geliştirilen Uvulen’den verildi. Üç yıl süren denemeleri tamamlayan 830 kadından yalnız 17’si gebe kaldı.

İlk Sezaryen: Hem annenin hem de bebeğin sağ olarak kurtarıldığı ilk sezaryen ameliyatı 1500 yılında İsviçre’nin Sigershauffen şehrinde yapıldı. Görevi domuzları hadım etmek olan Jacob Nufer, gebe eşinin rahatsızlandığını görünce büyük bir cesaret göstererek ameliyatı tek başına gerçekleştirdi. Araç olarak ise, yalnız domuzları hadım etmekte kullandığı malzemelerden yararlandı. François Rosset’nin 1581 yılında Paris’te sezaryen üzerine yayınladığı kitaba göre, Bayan Nufer, ameliyattan sonra 77 yaşına kadar sağlıklı bir yaşam sürdü ve bu arada, birinde ikiz olmak üzere beş normal doğum daha yaptı. Daha sonraki yıllarda, bu son bilgiyi değerlendiren bilimadamları(!), öykünün gerçekliğine ilişkin kuşkuya düştüler.

İlk Sutyen: M.S. 3. yüzyıldan kalma bir Sicilya mozaiğinde, bikini giymiş bir kadın figürü görülürse de geçmiş dönemlerde, özellikle belin üst kısmını kavrayan iç çamaşırları, genellikle çok büyük ve dardı. Vücudu da sımsıkı sarardı. Bunlar, 19. yy’ın sonlarında yerlerini korselere bıraktılar. Korse giyen kadınlar, dimdik dolaşıyor, otururken bile yeterince rahat edemiyorlardı. 1900’lerin başında cendere gibi iç çamaşırlarına karşı ilk tepkiler başladı. 1903 yılında Londralı Bayan Kate Morgan, yeni tür bir korsenin patentini aldı. Bu korsede göğüsleri saran kısım daha yumuşaktı. Altı yıl sonra “Vogue” dergisinin ABD’de yayınlanan baskısında “ayrı bir göğüs giysisinin” ilk reklamı yayınlandı. 1913 yılında Amerikalı Bayan Mary Phelps Jacob ya da bilinen adıyla Bayan Caresse Crosby, ilk sutyeni yaptı. Bu ilk örnekte, iki cep mendili, ortadan bir şeritle birleştirilmiş, aynı şeritle de sırttan bağlanmıştı.

İlk Bulaşık Makinesi:Ticari olarak üretilebilen ilk bulaşık makinesi 10 yıllık bir araştırmadan sonra 1889 yılında ABD’nin İrlanda eyaletinde Bayan W. A. Cockran tarafından gerçekleştirildi. Bayan Cockran’ın eşi, kendisine fazla para vermiyordu. Bu nedenle ancak eşi öldükten sonra kafasındaki makineyi geliştirebilmek için dilediği gibi para harcayabildi. Bu parayı da kendisine inanan dostlarından toplamıştı. Evler ve otel-lokanta gibi büyük yerler için farklı modeller geliştirdi. Daha büyük olanları buhar makinesiyle çalışıyordu. O dönemde yayınlanan bir gazete, Bayan Cockran’ın bulaşık makinesinin “çeşitli biçim ve büyüklüklerde” 20 düzine tabağı iki dakika içinde yıkayıp duruladığını ve hatta kuruladığını yazdı.

İlk Eş Bulma İlanı: 19 Temmuz 1695 tarihi, John Houghton’un “Collection for the Improvement of Husbandry and Trade” adlı gazetesinde yayınlandı. İlan şu şekildeydi: “Mali durumu çok iyi olan 30 yaşlarında bir beyefendi, 3000 sterlin ya da daha fazla parası olan genç bir hanımefendiyle hayatını birleştirdikten sonra Avrupa’ya yerleşmek istiyor.” Yıllar boyunca bu tür ilanlar, yalnızca erkeklerin tekelinde bulanan bir “hak” olarak kaldı. 1727 yılında “Manchester Weekly Journal” adlı dergide bir ilan yayınlatarak kendine koca aradığını duyuran Helen Morison adlı kadının davranışı, kent halkının çok sert tepkisine yol açtı. Kendisine iyi bir ceza verilmesini ve bu cezanın, bundan sonra, böyle düşüncesizce harekette bulunabilecek genç hanımların(!) kulağına küpe olmasını istediler. Bunun üzerine belediye başkanı, Helen Morison’u dört hafta süreyle tımarhaneye kapatarak cezalandırdı.

“Kadın Köşeli” Çıkan İlk Gazete: Londra’da çıkan akşam gazetesi Star, 2 Ağustos 1890’dan itibaren “Kadınlar Neler Yapıyor?” başlığı altında bir köşe yayınlamaya başladı. Köşenin amacı, özellikle çalışan sınıfın kadınlarına bazı pratik bilgiler aktarmaktı. Bu ilk kadın köşesinde şu konulara yer veriliyordu: “İç dekorasyon zevki, hizmetçi kadınların sorunları ve patronu tarafından saç fırçası ile dövülen bir hizmetçinin başından geçenler, Islington usulü giyim tarzı ile Newington usulü giyim tarzının kıyaslanması ve kadına seslenen basının gelişimi.

(İlk’ler-1 / Dünyayı Değiştiren Buluşlar)