Anasayfa İletişim
24.02.2008

68 KUŞAĞINDAN BİR SES: JOAN BAEZ

Dünyada sesleriyle, aşklarıyla, mücadeleleri ve direnişleriyle “buradayım” diyen kadınlar vardır. Bu kadınlar ne çok savaşı bir arada sürdürüyorlar düşünsenize. Yalnızca kişisel olana değil, kişisel olanın da toplumsal olduğu üzerine kafa yoran, seslerin üzerine dökülen dizelerini daha güzel bir dünya için sunan kadınlar...

“... Biri ‘Gözyaşının rengi yok!’ dedi. Tüm gözlemlerim sonucu öğrendim ki; savaş coğrafyasındaki dağlara yorgun turnalar bile konmuyor. İnsanların savaş karşıtı olmalarının birçok nedeni yok mu?” 1960’larda başlayan müziksel başkaldırının en saygın seslerinden biri, Joan Baez’in günlüğünden fışkıran sözler.

Joan Baez, 9 Ocak 1941’de savaşa karşıtlığı ve paylaşımcılığı ana töre sayan Hıristiyan mezhebi Quaker’e bağlı bir ailenin ortanca kızı olarak, New York’ta dünyaya geldi. Babasının fizik hocası olduğu Quaker akademik çevresinde ve Harvard’ın diğer eğitim kurumlarında yetişti.

15 yaşında gitar çalmaya başladı. Otoriteye ilk karşı gelişi 16 yaşındayken, bombardıman tatbikatı sırasında, lise binasını terk etmemekte direnmesiyle gerçekleşti.

1958’te Boston Üniversitesi’ne kaydoldu, ama derslere devam etmedi. Aklında hep müzik vardı ve müzik kariyerine başlamak niyetindeydi. Sonunda üniversiteyi bıraktı. Yıl 1959’du.

Şarkıcı olmadan önce tiyatro çalışmaları yapan Baez, Cambridge ve Chicago’daki folk müzik kulüplerinde sahne aldı. Chicago’daki iki haftalık sahne çalışması sırasında tanıştığı Bob Gibson’un daveti üzerine Newport Folk Festivali’ne katıldı. Bu festivalde yetenekli bir folk şarkıcısı olarak dikkatleri üzerine çekti. 1960’ta aynı festivale tekrar katılmasının ardından, New York’ta ilk konserini verdi ve “Joan Baez” adında ilk albümü de aynı yıl çıktı.

1962’den itibaren siyahların beyazlarla eşit haklara sahip olması ve ayrımcılığa son verilmesi için Martin Luther King’in yanında mücadele verdi.

1964’te Vietnam Savaşı’nı protesto eylemlerine katıldı. Üç yıl sonra ülkesinde “askere gitmeyin” kampanyasının önderi konumundaki Baez, 1968’den itibaren müzik çalışmalarını Vietnam Savaşı karştı tutumuyla sürdürdü. Tabii Amerikan bombaları Vietnam’ı vururken dumanı tütmekte olan yerde, Hanoi’de, savaş karşıtlarının mesajlarını iletmek ve esirlerle görüşmek üzere bulunmak, Baez’in müzisyen kimliğinin yanında politik olanını da gözler önüne seriyor.

Joan Baez, Vietnam Savaşı yıllarında protesto gösterilerinde sık sık tutuklanıp hapse atıldı.

1973’ten sonra Şili halkı için şarkı söyleyen Baez, 1979’da Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’ne karşı Kamboçya’daki sivil halk için para toplayıp şarkılarını onlara adadı.

1980’lerde Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Apartheid rejimine, yani ırk ayrımcılığına karşı mücadele verdi.

Dinledikçe yüreğinizi titreten, içinizi rahatlatan, hüzünlendiren, sevindiren bir ses Joan Baez’inki. Belli ki zorlanmadan çıkardığı sesiyle onu dinleyene huzur veren protest-folk şarkıcısı, toplumsal içerikli şarkılarının yanı sıra kişisel acılarını da notaya döktü. Anılar ve eski aşklar, anıların getirdiği paslı acılar... Ve Joan Baez’e ilham veren aşkları...

Onun şarkılarını da söylediği, aşkını paylaştığı, 1961 yılında tanıştığı kişi, Bob Dylan. Müzik hayatında ortaklıklara imza attığı Dylan’ın şarkılarını söylemenin yanı sıra, ayrıldıktan sonra aşkını anlatan bestelere imza atan Baez, kimi Bob Dylan hayranlarınca lanetlenir konuma gelmişti. Bugün de ‘Dylan’ı sevenler Baez’i sevmez’ gibi önyargılı bir durum söz konusu. Oysa Baez, kendi söz ve besteleriyle Dylan’sız imza attığı başarılı müzik yaşamıyla bu önyargıya da cevabını veriyor.

Dylan ile yollarını ayırdıktan sonra, 1968’de evlendiği kişi, ünlü bir eylemci olan David Harris. Askere gitmeyi reddettiği için 1969’da hapse giren Harris hapisteyken, Joan Baez, Gabriel Earl adını verdiği bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Baez, Harris ile evliliğini 2 yıl sonra bitirdi.

‘68 kuşağı eylemcisi Joan Baez, yakın tarihte de eylemlerine yenilerini ekledi. 11 eylül sonrası, ülkesinin yönetimindeki 420 kişi arasında, Bush’un savaşına kayıtsız şartsız onay vermeyi reddeden tek insana, liberal politikası ve yoksul siyah nüfusuyla tanınan Oakland’ın temsilcisi olan siyah kadına destek mektubu yazdı Baez. Topladığı imzalarla desteği yaygınlaştırdı.

Amerika’nın Irak’a karşı başlattığı savaş sırasında da dünyanın her yerinde insanlar savaşa karşı yürürken, Joan Baez de savaş karşıtı yürüyüşçüler arasında yerini aldı.

O, yirminci yüzyılda sadece sesiyle değil, savaş karşıtı toplumsal mücadele içindeki eylemleriyle de akıllarda kalan biriydi.

Joan Baez, “İçten Anıların Günlüğü”nde konuşuyor kendisiyle:

- Öldürmek insan doğasında var.

- Öyle mi?

- İnsan doğasında olan, değiştirmeyeceğin bir şey.

- Eğer öldürmek doğal bir şeyse, niçin insanlar nasıl öldürüleceği konusunda eğitim alıyorlar? İnsan doğasında şiddet var ama, aynı zamanda nezaket, sevgi, şefkat de var. İnsanlık şiddeti örgütlüyor, alıyor, satıyor, dayatıyor. Şiddet karşıtı tam tersini örgütlemek istiyor. Şiddet karşıtlığı örgütlenmiş sevgidir. Hepsi bu. Gandhi’nin şiddetsiz direnişini tercih ederim.