KADINLAR HALK FIRKASI
Artık kadınların (örgütlü kadınların) bütün enerjilerini ayırdıkları Milli Mücadele dönemi bitmiş olduğuna göre, kadınlar kendileri için bir şeyler yapmaya başlayabilirlerdi.
KHF (Kadınlar Halk Fırkası), 15 Haziran 1923’te Nezihe Muhiddin ve arkadaşları tarafından Cumhuriyet’in ilk partisi olarak kurulur. Birinci Dalga EşitlikçiFeminizm’in ilkeleri ile hareket eder. Kadına seçme-seçilme, mülk edinme ve çalışma hakkının tanınmadığı, buna rağmen kendisinin demokrasi ile yönetildiğini iddia eden bir ülkede ilk amaç -elbette- demokratik hakların kazanımı için mücadele olarak belirlenmiştir. Kadınlar Milli Mücadele sonu itibarı ile Avrupa’daki süfrajetlerin tezlerini savunmaya başlarlar.
1 Nisan 1923’te alınan seçim kararı üzerine seçim yasasında değişiklik önerileri TBMM’de konuşulmaya başlanır. Seçim yasasında değişiklik isteyen en önemli maddelerden biri, 18 yaşını geçen her 50 bin erkek yerine, 20 bin erkek için bir milletvekili önerisidir. Kurtuluş Savaşı sırasında epeyce azalan nüfusun meclisteki temsiliyeti artırılmaya çalışılmakta, ancak kadının temsiliyeti hiç kimsenin aklına gelmemektedir. Bunun üzerine feminist kadınlar sorunu TBMM’nin gündemine taşımak için çeşitli gazete ve dergilerde makaleler yayınlar, çağa göre radikal denebilecek eylemler yaparlar. Ancak TBMM’de esen hava, kadınların yeterince olgunlaşmadığı yönündedir. Hatta erkek milletvekillerinin, kadınların temsiliyet hakkı ile ilgili bir cümleyi, bir erkek milletvekili arkadaşlarından duymaya bile dayanamaz yürekleri. Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey’in konuyu gündeme getirme çabası alkışlarla kesilir. Mevsimi değildir, meyve hamdır, sulamak, büyütmek lazımdır kadın dediğini. Tartışma bitmiştir.
Mayıs 1923’te seslerini duyurmak için 13 kadının intihaba (seçilme) hakkı için bir kadın kongresi kararı alınır. Kongreye yüksek okul ve lise mezunu kadınlar çağrılır. İlk Türk Kadınlar Şurası gerçekleştirilir. Kongreden çıkan sonuç yeterince öfkelidir; memleket meselelerine seyirci ve duacı kalınmayacaktır. Demek ki birileri bunun için uğraşmaktadır ve demek ki kadınlar bunun farkındalardır ve savaş bayrağını çıkarmışlardır. Kadınların temsiliyet talebine meclis gündemi alaya alarak ve tartışmanın tarafını çevirerek yanıt vermeye çalışır. Zamanın gazeteleri de olayı magazinleştirerek meclis tarafında yer almaktadır. (Seneler-seneler geçse de bazı anlayışlar baki kalacaktır galiba.) Meclis konuyu liyakat tartışmasına çevirir. “Eğer kadınlar hak ediyorlarsa, layıksalar elbette seçme seçilme hakkına sahiptirler. Ama bir kadın, ülkesinin kurtuluşu için erkekler kadar mücadele vermiş midir ki oy hakkı istemektedir? Eğer böyle bir durumdan söz edilecekse de bu hak, Anadolu kadınına verilmelidir. Kurtuluş Savaşı’nda mücadele yürüten onlardır. O zaman bir grup İstanbullu kadının oy isteği, sadece iktidar hevesi olarak yorumlanmalıdır…” der dönemin bütün mebusları söz birliği etmişçesine. Halbuki Kurtuluş Savaşı’nı başlatan hareket de tam ordunun içinden, yani Osmanlı’nın en elit kesiminden ortaya çıkmıştır. (M. Kemal bir Jön Türk’tür.)
Tüm bu gelişmelerin kadınları vardırdığı nokta, yasak da olsa, iktidara aday bir parti, bir kadınlar partisi kurarak yasaları zorlamak olmuştur. Kadınlar Halk Fırkası 15 Haziran 1923’te kurulmuş, kurucuları meclise yasal izin için başvurmuştur. Kurucusu ve başkanı Nezihe Muhiddin’dir. Kadınlar, iznin çıkmasını beklerken, bir yandan da çalışmalarını sürdürmeye devam etmektedirler.
Kadınlar Halk Fırkası’nın tüzük maddelerine göz atmak, kadınların eşitlik mücadelesini anlamamıza yardım edecektir sanırım.
-Savaş dönemlerinde kadınlar da askerlik yapacaklardır.
-Yetimlere ve şehit çocuklarına ücretsiz kreşler kurulmalıdır.
-Milli iktisadın bütün ülke çapında uygulanmasına destek verilecektir.
-Kız çocuklarının eğitimi için seferberlik başlatılacak, zorunlu olacak, bütün imkanlar devlet tarafından karşılanacaktır.
-Belediye seçimlerinde kadın adaylar çıkarılacaktır.
-Türk kadınının aydınlanması için hareket edilecektir.
-Fabrikalarda kadın işçiler çalıştırılacaktır.
-Evlilik kanunları kadınlar lehine değiştirilecektir.
Tabii ki adında kadın olan bir partinin kurulması basının da ilgisini çeker. KHF’li kadınlar basında siyasi bir parti olmamakla, cinsiyetçilikle suçlanırlar. Ağırlıklı olarak da mizah köşelerinde yer verilir kadınlara. ‘İleri’ ve ‘İkdam’ gazeteleri, ‘Kadın ihtilali geliyor’ diye başlık atarlar. KHF, teşkiline dair yanıtı beklerken bir yandan eylemlerine devam etmektedir. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kadınların adaylığı konusunda küçük olaylar yaşanır. Cumhuriyet rejiminin ilk seçimlerinde, İzmir’den Latife Hanım’a “bir”, Halide Edip’e “bir” oy çıkarken, Halide Edip Anadolu’dan da “iki” oy almıştır. Tabii ki seçme-seçilme hakkı olmayan kadınlara verilen bu oylar geçersiz sayılmıştır.
KHF, Hukuk-i Aile İçtimai’ne (medeni kanun) müdahalelerde bulunur. Özellikle İstanbul hanımlarının arasında örgütlenmeye devam eder. Kamusal alanda kadınların varlığını güçlendirecek eylemler yapar.
Bu arada İçişleri Bakanlığı beklenen yanıtı sekiz ay sonra gönderir. KHF, tüm ulusu kapsasa da bölücüdür. Seçme hakkı bile olmayan kadınlar partinin yönetici kadrosundadırlar. Çok fazla şey istemektedirler.
Red yanıtı beklenmeyen bir yanıt olmamakla beraber, bölücülükle suçlanacakları kadınların aklına gelmemiştir. KHF’nin tüm teşkilatları kapatılır. Tartışmalardan sonra hem mecliste, hem basında aşağılanmalara maruz kalan kadınlar, yasalar karşısında da boşluklardan yararlanarak yeni çalışmalara girişirler.
7 Şubat 1924’te siyasetle ilgisi olmayan bir birlik kurarlar. Türk Kadınlar Birliği (TKB), siyasi bir birlikten çok bir hayır kurumu gibi çalışacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti yasaları, kadınları ancak hayır kurumlarında görmeye tahammül edebilmektedir. TKB’nin tüzük maddeleri kesinlikle KHF’nin amaçladıklarından geridedir. Bütün feminist talepler çıkarttırılmıştır. Ancak TKB’li kadınlar siyasi hakları için mücadele etmeye devam etmektedirler. Bunu sağlayan en önemli kadınlardan biri de Nezihe Muhiddin’dir ve şüphesiz devlet de bunun farkındadır. Nezihe Muhiddin, 1925’te “Kadın Yolu” isimli bir dergi çıkarmaya başlar. Şubat 1925’te İstanbul mebusluğuna adaylığını koyar. Ancak kısa bir süre sonra Nezihe Muhiddin hakkında yolsuzluk iddiaları ortaya atılır ve Muhiddin ortadan kaybolur. Daha sonra iddiaların asılsız olduğu ortaya çıksa da Muhiddin bir daha geri dönmez. Kadın Yolu dergisi biter. TKB, onun gidişiyle siyasi konumunu kaybeder.
Artık TKB’ye ihtiyaç duymayan hükümet, 10 Mayıs 1935’te TKB’yi fesheder.
5 Aralık 1935 Türk kadınına milletvekilliği için seçme ve seçilme hakkı HEDİYE EDİLİR. Zamanı gelmiştir. Batının muasır medeniyeti için kadınlar meclisin vitrinlerini doldurabileceklerdir. Ortada öyle tehlikeli şeyler isteyen feministler de olmadığına göre, meyve olgunlaşmıştır.